28 Mayıs 2012 Pazartesi

Ahanda Hafta Sonu Alyansı :)



Şimdi hafta sonu çalışmış olduğum yüzüğü taktim ediciym efenim... Alyans yaptım :) Ha yanlış anlaşılmasın şu sıralar hep yüzük yapıyorum hassas olduğum bir dönemde değilim... Sadece hobi den :))) H O B İ





Bunlardan bende çok varda bir kaçını yayınlıyorum neme lazım copyacı bir milletiz :)) Ayrıca yayınlıyorumki birileri beni keşfetsinde şantiye şantiye ülke ülke gezmeyeyim evimde oturduğum yerden tasarım yapayım paramı kazanayım:)))












































23 Mayıs 2012 Çarşamba

Tek taşımı kendim yaptım :)

Uzun zamandır rhino kullanmıyordum. Şu sıralar zamanım da bol... Oh ne ala ne ala :) Uzun uzadıya nasıl yaptığımı yazmak istemiyorum bu sebeple yüzüğün yapımını anlatan videoyu yüklüyorum.


* * * * * * * * * * * * Bu videoyu bir arkadaşımdan aldığım için eğitimcinin adını bilmiyorum. Bende bazı komutları bu videodan öğrenmiştim. Bilgi paylaşılınca anlamlıdır diyerek arşivimdeki yüzük videosunuda ekliyorum... Sevgi ve saygılarımla efenim :)




video

18 Mayıs 2012 Cuma

Evren bir Fotokopi Makinasıdır





Evren bir Fotokopi makinasıymış bende yeni öğrendim :)))

Şu sıralar Aygut Ogüt'ün ikinci kitabını okuyorum hani şu ismi olmayan aynalı kitabını.

Daha önce kişisel gelişim kitapları pek ilgimi çekmezdi. Çok sevdiğim aslişkomun önerisi

üzerine başladım. Tam olarak kişisel gelişim nedir ne değildir diye bir kaç kaynaktan

okudum.Kişisel Gelişim;“Daha iyisini yapabilecekken daha kötüsünü yapmamak; daha fazlasını

bilebilecekken daha azına razı olmamak; daha çoğuna sahip olabilecekken daha azına razı

olmamak; daha iyilerle birlikte olma seçeneği varken vasatlarla ilişkide olmamak”

demekmiş. Kısacası “Kendinden daha fazlasını ve daha iyisini istemek, kendini tüm bunları

elde etmeye hazır hale getirmek” anlamına geliyor.

“Evrenden Torpilim Var”da egoyu, mutluluğu, yalan söylemeyi, kıyas yapmayı ve sinirlenmeyi

yeniden tanımlıyordu ‘aynalı kitap’ta ise, genel olarak egonun tanımı üzerinden insanın

kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkilerde mutluluğu bulmanın yollarına nasıl ulaşılacağı

üzerine anlatımlar yapıyo. Ayrıca kitabda karşılıklı sohbet ediyormuş gibi konuyu

anlatıyor.Hayattan seçilmiş esprili ve renkli örnekleri sayesinde çabucak okunabilen

kitap, çekim yasasından da bahsediyor. “İyi ya da kötü başımıza ne geliyorsa kendimiz

yapıyoruz” deniyor kitapda.

Benim ilgimi çeken bölüm ise Evreni bir fotokopi makinesine benzetiyo olması. Kitaptada

bir resim mevcut resimde ifade şu bir kağıda yazılan yazıların başlığı BUGÜN, ortada bir

fotokopi makinası var ve diğer taraftaki print edilen kağıdın başlığı ise YARIN :))) çok

esprili :)ama gerçek :)))

Mesela “Bugün mutsuzum” sözleriyle güne başlanırsa, fotokopi makinesi gibi olan

evren hemen çalışmaya başlıyor ve sizi bir sonraki güne bu sözleriniz üzerinden hazırlıyor

deniyor :)

“Seçenekler, seçenekler, seçenekler. Hayatımızın her anı bir seçenek” diyor. Yani

bugün mutsuz olduğunuzu söyleyerek bir tercih yapıyor ve tercihinizin getireceklerini de

beklemiş oluyorsunuz. Bir şeyin üstesinden ancak inanarak gelinebileceğini söylüyor.


Kavramlara yüklediğiniz anlamları tekrar sorgulamak, egonun nasıl çalıştığını anlamak ve

aslında kendinizle ilişkinizi çözümlemek konusunda bir kitap arıyorsanız, ‘aynalı kitap’

tam size göre diyebilirim.

Ben kitabı okumaya başladığımda okuduğum bir çok şeyi ugulamaya başladım ve gerçekten işe

yarıyor. Önceleri hadi ya cidden böylemi oluyor diye kendimle bile çeliştiğim zamanlar

oldu ama böyle... Gerçekten ne kadar pozitif üşünürsen o içindeki kahroası egoyu atarsan

hayat çok daha kolay oluyor.

Ayrıca 'Ayra şehri' adında bir sitesi var onuda incelenmesi tavsiye edilir.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Hiç Hastalığınız Aşkınızın Bitmesine Sebep Oldumu?






Nasıl başlayacağımı bilemiyorum yazacağım bu olay beni derinden etkiledi diyebilirim...

Şöyle bir düşünün... Bir kızla arkadaşsınız zamanlada arkadaşlığınız

sevgili olmaya dönüşüyor... Sonra bu kız arkadaş sizin bütün yakın çeverenize set

çekiyor. O ana kadar görüştüğünüz bütün kız arkadaşlarınıza göndermeler yapıyor sosyal

paylaşım sitelerinden diğer kızları size sormadan siliyor normal arkadaşlarınızı bile

'fotoğraflarda samimi buluyorum' diyerek siliyor...

Sizin hiçbir hakkınız ve sosyal yaşamınız kalmıyor ama bundan şikayetçi değilsiniz

Çünkü bu kız beni gerçekten seviyor düşüncesindesiniz ve bununla Gurur duyuyorsunuz!!!

Sevdiği ve çok kıskanç biri olduğu kısıtlamalardan belli ancak sevdiği kadar size

adınıza duyduğu saygıda çok önemli... ne yazıkki sevgisi var ama saygısı yok...Neyse...

Ha bu arada sunu söyleyeyim bende su silinen arkadaşlardan biriyim :))

Kızcağız şirretin teki çok üzgünüm ama böyle onun şu an hassas bi dönemde olması

önceden yapmış olduğu şirretliği ortadan kaldıramaz...

Neyse aşk bu birbirlerini seviyorlarsa ve arkadaşlar onlar için önem teşkil etmiyorsa

problem degil. Mutlu olsunlar yeter nasıl olsa hatalarını zamanla anlayacaklar...

Neyse asıl konuya dönmek gerekirse gecenlerde tesadufen bir kız arkadaşıma sordum

neden bu arkadaş üzgün ne oldu diye kız arkadaşımda anlattı...

Kız arkadaşının Emes Hastası olduğunu öğrenmiş bu nedenle çok üzgün ve ayrılmak

istiyor kızdan dedi... Kızı aslında seviyor ancak hayatını öldürmek de istemiyor dedi.

Ben şokkk!!!

O ana kadar Emes hastalığınında nasıl oldğunu bilen biri değildim. Emes

Hastalığı; ''Beyin ve omurilikteki miyelin kılıfı hasarı'' olarak tanımlanıyor. Aşırı

halsizlik, konuşma ve görme bozukluğu, ellerde titreme, sendelenme ve denge kaybı gibi

belirtileri var. Hastalığa yakalanan kişi vücudunun herhangi bir bölgesinde kısmi felç

yada tamamen felç kalabilir...

Arkadaşımda bana böyle sölemişti zaten felç olma riski var kızın bu sebeple geleceğini

göremiyor ben ne yapıcam diye düşünceleri var bu sebeple ayrılmak istiyor dedi...

Offf çok can sıkıcı allah kimselerin başına vermesin zor bi durum... Sağlığımız için

her daim şükretmemiz lazım...


Kızın yerinde ben olsam ne yapardım diye düşündüm. Sanırım sevdiğim adamdan

ayrılırdım. Kısa sürede evlilik yapma evresine kadar gelindi sevgili olmak ayrı evli

olmak apayrı bi insanı kendimle birlikte sürüklemezdim herhalde...


Dün arkadaşlarla dısarı cıktım sohbet ederken konuşma arasında konusu geçti

ayrılmışlar... Arkadaşlar bu durumu bilmiyor tabi...

Şöyle bir düşündüm EEE Aşka ne oldu? O gururlanmaya ne oldu? Nasıl bir aşk peki bu?

Ben bunu sorgularım eğer aşıksan onu hastalığı ile tek başına bırsakırmısın? Gerçek

aşk böle birşey değil bu düpedüz bencillik. Hayatının kararadığını düşünüyosun ve o

kızdan ayrılıyosun... Gerçek aşk böyle birşey değil... Hoş sizin gibi insanlardan

gerçek aşkın tanımınıda istemek pek doğru değil ama neyse... yargılayan kişi ben

olmayayım...

Kız tarafından bakarsan olay farklı hasta olan o. Oda çok aşık ama çaresiz...

15 Mayıs 2012 Salı

'Kadınlar ve Yalnızlıkları' adlı yazı...

Bu sabah işe geldim mesaiye daha var diyerek nette geziniyordum... Gazeteler, günlük yazılar, burç yorumları derken bir sitede aşağıdaki yazıyı okudum ve çok beğendim. Aslında bloğlarda copy-paste olayını sevmiyorum ama. Bu seferlik olsun diyorum.






Özellikle son 15 yılda, kadınlar daha fazla yalnız ve mutsuz olmaya başladı. Çok fazla kadın kendi parasını kazanıyor, ayakları üstünde duruyor, kimliğini ve bedenini keşfetti. Cinsel kimliğini sorgulayabiliyor. Ancak yine pek çok kadın sevgi dolu bir ilişkinin özlemi içinde ve yatağa yalnız giriyor.

Yürümeyen evlilikler, tek başına çocuk büyütüp hayatın yükünü omuzlamak zorunda kalan yalnız anneler, bekarlar, sevgi arayanlar, bulduğunu zannederek her seferinde hayal kırıklığı yaşayanlar…

Erkek egemen toplumdan, kadın egemen topluma doğru dönüşüyoruz. Daha fazla sahnedeyiz, daha çok katılıyoruz ve üretimin içindeyiz. Ancak bu egemenliğin bedelini ödüyor gibiyiz. Bir erkek arkadaşım şöyle bir cümle etmişti: “Kadınlar iktidara oynadı ve kaybettiler!” Gerçekten iktidara oynadık ve kaybettik mi?

Tarih, erkeklerin kadınlara olan aşkları için yaptıkları kahramanlıkları anlatan pek çok hikaye ile doludur. İlkel çağdan, şövalyelere, oradan günümüze kadar kadının kalbini kazanmak ve ruhunu fethetmek için verilen mücadelenin kitaplara geçmiş anılarını bulmak mümkündür.

Peki, ne oldu da, artık erkekler kadınları kazanmak için hiçbir harekette bulunmak ihtiyacı hissetmiyorlar? Bu konuda en önemli nokta, nüfus oranıdır. Erkek nüfusu, kadın nüfusuna göre fazla olduğu zaman, kadın seçim yapma hakkına sahiptir. “Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır” atasözü gibi, kadının seçme hakkı olduğunu bildiren pek çok söz kulağınızdadır. Ancak şimdi durum böyle değil!Kadın ve erkek nüfusu eşit seviyeye geldiğinde, sanılanın aksine, her erkeğe bir kadın düşmez. Yani, bu matematiksel olarak doğru olabilir ancak pratikte geçerli olmaz.

Erkek ve kadının, birbirlerini seçmelerinin bilinçaltında yatan en önemli sebebi, üremedir! Erkek, kendisine en iyi evladı doğuracağını düşündüğü kadını seçer. Bu durumda yaş ve doğurganlık, bedensel görünüm gibi kriterler devreye girer. Yaşı ilerledikçe erkeklerin daha genç kadınlara ilgi duymasının sebebi budur. Genetik kodumuz ve bilinçaltı kodlanmamız, üremeye ve neslimizi devam ettirmeye ayarlıdır. Genç olan toprak, yani kadın, daha iyi ve sağlıklı çiçek, yani çocuk verecektir.

Kadının da kodlamaları farklı değildir. Onun da, çocuğunu doğurabilmek için en iyi sperme ihtiyacı vardır. Bu yüzden, karşısına çıkan erkekler içinden, kendince en iyi sperme sahip olduğunu düşündüğü kişiyle birleşmek isteyecektir.

Bu tabloya göre, birinci şart; erkek oranının fazla olması ve kadına talep olmasıdır. Kadının nesline en iyi evladı doğurabilmesi için seçim yapma şansının olması gerekir. Günümüzde bu şart ortadan kalkmıştır çünkü erkek oranı eşit olduğundan talep azalmıştır.

Erkeğin, kendine en uygun eşi seçebilmesi için, özellikle gençlik çağı bitip olgunluğa gelmiş bir erkek için, kendinden ortalama 8-10 yaş daha genç bir kadına ihtiyacı vardır. (bütün bu anlattıklarımın yüzyıllar boyu, tüm nesillerce bilinçaltında kodlanmış düşünceler olduğunu ve nesilden nesile geçtiğini unutmayın)

Bu durumda, belli yaş aralığındaki kadınlar, talep görmeyeceklerdir. O yüzden, nüfus oranı berabere olduğunda, matematiksel olarak herkese bir eş düşse de, pratikte öyle olmayacaktır.

Bütün bu olayların sonucu, günümüzde kadının kendini yalnız ve ilişkiden yoksun hissetmesine sebep oluyor. Talep görmediğini düşünen kadın, kendini göstermek için dişiliğini daha fazla öne çıkarmaya, giyimi ve tavrıyla gittikçe daha fazla seks objesi haline dönüşmeye başlıyor. Karşısına çıkan ilk erkeğe razı oluyor ve bilinçaltı kriterlerine uysun, uymasın, kendini duygusal olarak o kişiye bağlıyor.

Rollerin değiştiği bu yüzden doğrudur. Şimdi erkek seçen konumuna geçmiştir ve içgüdüsel olarak çok eşliliğe zaten yakın duran erkek, seçim yapmak yerine daha fazla toprağa tohum ekme şansını kullanır olmuştur.

İlişkilerin alacağa karanlığını yaşadığımız bu dönem ne zaman geçer, ne zaman eski düzene dönülür veya dönülür mü? Bilemem! Ancak kadının, yaşadığı şartları iyi algılaması ve ruhunu, bedenini korumaya alması gerektiği çok açıktır.

Candan Ünal

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Yaz Geldi Zayıflama Zamanı







Kilo konusunda her bayan gibi bende birazcık hassasım. Her yaz gelmeye yakın kilo aldığımı simitlerden anlarım tartıya çıkıncada o acı gerçekle karşılaşırım :))




Allahtan bu kış kilo almadım. Hala cillop gibi 58 kiloyum... Ha manken gibimiyim? Değilim tabiki ... Bu kilo bana yetiyor. Boy oranı ile hesapladığımda benim ideal kilom bu.



Düzenli olarak yapmış olduğum formul dışında kilomu koruyucu hiçbirşey yapmıyorum.



Dr Selahaddin Dönmezin metobolizma hızlandırıcı bir formülü var. Arkadaşlarımın önerisi üzerine bende 2 yıl önce bu formülü kullanmaya başladım. Cidden işe yarıyor.







Formül şu;


1 Litre suyun içine

2 Adet lma


1 Adet Limon


1Tatlı kaşığı top karabiber


2 Adet çubuk tarçın




Hazırlanışıda şu şekilde;


Elmaları ve limonu iyice yıkayıp kabuklarını soymadan 4 e bölerek suya atıyorsunuz. Tarçın, karabiber ve karanfilide içine atıp elmalar erir kıvama gelinceye kadar kaynatıyorsunuz. Daha sonra süzüp karışımı bir şişeye doldurun ve dolaba koyun. Yemeklerden sonra 1 su bardagı için...


veee formda kalın :)
























8 Mayıs 2012 Salı

Anneler Günü

Anneler günü geliyor bunlar annelere ve anne adaylarına hediyem olsun :)

























Bende anne olmayı çok isterdim. Bazen bebeği olan arkadaşlarıma çok özeniyorum :(


Henüz anne olamadım ama seneler önce anne olmuş çok tatlı bi rkadın var . Annişkom var.


Ben hediye alamıyorum bari o alsın :))) Canım annem benim Seni çok seviyorum... Sen beni zaman zaman çok ama çok sinirlendirsende seni çok seviyorum...

* * *


Her yıl zorlanırım, acaba anneme ne alsam? Beynimi kemirir durur bu düşünce, gerçi bugün salı daha çok var. :)


Ona ne almayacağımı çok iyi biliyorum ancak ne alacağımı bilmiyorum :)

4 Mayıs 2012 Cuma

Hayat bana güzel,'çünkü evrenden torpilim' var :)






Sonunda kitabı bitirdim. Arkadaşlarım tarafından tavsiye edilen bir kitaptı uzun zamandır da okumak istiyordum. Kısmet buguneymiş... Şiddetle tavsiye ediyorum mutlaka okuyun. Özellikle de egosu yüksek insanlar okumalı... Benim ego problemim yok diye düşünebilirsiniz bende öyle düşünüyordum. Ancak bazı cümlelerde benimde yapmış olduğum hataların farkına vardım...


Kitapda Aykut oğüt; karşındaki ile konuşur gibi insana yapmaması gereken şeyleri ve evrenle aramızdaki ilişkinin nasıl olduğunu anlatıyor küçük ipuçları ile bazı şeylerin farkına varmanızı sağlıyor. Sonrası ise size kalıyor hayattaki mutlu olmak için genel geçer doğrulardan ziyade kendi doğrularınızı bulmayı öneriyor.

Yakın zamanda da diğer kitabını okumaya başlıycam.


Kitabın adı yok. Aynalı kıtap :)